Dublaj nedir?

Yabancı bir dilde çevrilmiş bir filmin konuşmalarını Türkçeleştirip, o yabancı dildeki konuşmaların yerine filmin üstüne koyma işine denir. Dublajı yapılacak yabancı filmin bir kopyası ufak ufak parçalara bölünür. Bu parçaların her biri dublaj stüdyosunda defalarca arka arkaya oynatılırken, dublaj artistleri filmi seyredip, Türkçe söyleyecekleri sözleri, filimdeki yabancı artistin ağız hareketlerine uydurmaya çalışırlar. Başardıktan sonra bu konuşmalar filme alınır. Sonradan bütün konuşmalar filmin üzerindeki yerlerine oturtulur.

Filmdeki özgün diyalogların yerine başka dilde diyalogların konması, sessiz çekilmiş sahnelere ses eklenmesi ya da özgün ses kuşağındaki konuşmalara ses efektleri ve müzik katılması biçiminde olabilir. Yönetmenin belli bir atmosfer yaratmak ya da bir duyguyu dile getirmek amacıyla sesten daha geniş ölçülerde yararlanmasına olanak verir.
Yabancı bir dilde seslendirmede çevirinin oyuncuların dudak hareketlerine ve seslerine uymasına özen gösterilir.

Genellikle özgün dile uygun bir aksan da araştırılır. Örneğin Laurel-Hardy komedileri Fransa’da bozuk bir Fransızcayla, Almanya’da bozuk bir Almancayla, Türkiye’de Ferdi Tayfur tarafından aynı şeklide seslendirilmiştir. ABD yapımı Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok filminde sessiz çekilen bir savaş sahnesine ses (bombaların patlaması, tabanca ve tüfek sesleri, yaralıların ve can çekişenlerin inlemeleri) sonradan eklenmiştir. Bir başka seslendirme yönteminden de müzikal filmlerin hazırlanmasında yararlanılır. Şarkılar yer alacakları sahnelerden ayrı olarak ve önceden kaydedilir; bu sahnelerin çekimi sırasında şarkıcı dudak hareketlerini önceden kaydedilmiş kendi sesine uydurur.

Dublaj yabancı film ve dizilerdeki konuşmaların Türkçe'ye çevrilmesi ve filme montajı işlemidir. Bir başka deyişle; bir gösterimde yer alan konuşmaların, müziklerin ve ses efektlerinin profesyonel stüdyo ortamında oluşturularak gösterime adapte edilmesidir. Seslendirme işlemi, her ne kadar pek göze batmasa da, film oyuncularının canlandırdığı karakterlerin diksiyon ve vurguları açısından ele alındığında, tamamen kişiliğe yönelik bir betimleme olduğundan, aslında çok büyük önem taşımaktadır.

Bazı ünlü sanatçılar (Örn. Sungun Babacan, Alev Sezer, Mehmet Ali Erbil, Okan Bayülgen, Nevra Serezli gibi) bir filme ya da reklama sadece seslendirme yaparak adlarını duyurmuşlar ve günümüzün ünlü sanatçıları olmuşlardır. Türkiyede seslendirme 1932 yılında Bir Millet Uyanıyor filmiyle başlamıştır. Bu film Türkiye'de seslendirilen ilk sesli filmdir.

Dublaj aşamaları

Bu konuda bir ekol olarak kabul edilen ve Türkiye'nin en değerli seslendirme sanatçılarının yetiştiği TRT Ankara Televizyonu'ndaki uygulama şöyledir: Kurumun satın aldığı bir filmi, önce seslendirme müdürü izler ve müdürlüğüne bağlı yönetmenlerden birini, o filmin seslendirilmesiyle görevlendirir. Kuşkusuz TRT bünyesinde görev yapan yönetmenlerden her biri titizlikle seçilmiş, kendi konularında uzman ve her türlü filmi rahatlıkla seslendirebilecek nitelikte kişilerdir. Ancak, doğal olarak onların arasında da, savaş filmlerinde, duygusal filmlerde, kovboy filmlerinde daha rahat ve istekli çalışanlar olabilir. Aynı şekilde, kalabalık kadrolu dev yapımların seslendirmesini yönetecek yönetmenin de, bu alanda kendini kanıtlamış, deneyimli biri olması beklenir.

dublaj

İşin özelliği nedeniyle, Seslendirme Şube Müdürü' de, genellikle yönetmenlikten yetişmiş ya da yıllarını bu uğurda geçirmiş uzman biridir. Filmi izleyen Seslendirme Müdürü'nün yönetmen seçimi ile ilk adım atılmış olur. Yönetmen, filmin her şeyidir. Filmin seslendirilişi ile ilgili her türlü fatura ona çıkarılır. Yönetmen, filmin başarısına ya da başarısızlığına imzasını atan kişidir. Bu nedenle yönetmen, stüdyo aşamasına gelmeden bir ön çalışma başlatır; filmi izleyerek hangi rolü kimin konuşacağına karar verir. İşte o filmin ruhu, bu çalışmada gizlidir. Yönetmenin yaptığı bu çalışmaya kast çıkarma(casting), ya da rol dağıtımı (distrübisyon) adı verilir.

Yönetmen ayrıca, her rolün (özellikle belli başlı rollerin) yedek kastını da hazırlar. Çünkü filmde önemli rollerden birini konuşmasını istediği sanatçı, kayıt günü uygun durumda olmayabilir. Bir başka kentte, aniden rahatsızlanmış, turnede, çekimde olabilir. Durum böyle olduğunda, o sanatçı ayrıca stüdyoya uygun olduğu günde davet edilerek kanal çalışması yapılabilir. Ancak, sürenin yetersiz olduğu durumlar söz konusu olduğunda, yönetmen, konuşturacağı sanatçının yerine de onun ses rengine yakın birini düşünmek zorundadır. Bu arada filmin orijinal diyalog metni, çevirmene verilir.

Bütün bunlar olurken, teknik ekip de, filmin prova enter ve dublaj olmak üzere üç kopyasını çıkarır. Prova bandı, adından da anlaşılacağı gibi, sanatçıların prova yapması, filmi izlemesi, kimi nasıl konuşacağını görebilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Enter bandından ise, filmde konuşmalar dışındaki bütün sesler(otomobil gürültüleri, ayak sesleri kuş cıvıltıları gibi (efektler) vardır. Dublaj bandı, filmin seslendirilmesi aşamasında, stüdyodaki seslerin kaydedildiği banttır. Yönetmen, stüdyolardan sorumlu birimle görüşür. Stüdyoların uygunluğuna göre, kayıt yapacağı günü ve saati saptar.

Artık sıra, sanatçılara haber vermeye gelmiştir. Asistanlar tarafından sanatçılar tek tek aranarak, rol önerisinde bulunur. Bu görüşmelerin ardından, kast kesinlik kazanır. Çeviri metni, sanatçılara dağıtılmak üzere fotokopiyle çoğaltılır, bir sureti ön denetime gönderilir. Denetçilerin "Yayınlanır" onayından sonra, kayıt saati beklenir. Zamanı gelince de stüdyoya girilir, kulaklıklar takılır, mikrofonlar ayarlanır ve yönetmenin "kayıt" komutuyla, filmin seslendirilmesine başlanır.

Sözlükte "dublaj" ne demek?

1. Seslendirme.

Dublaj kelimesinin ingilizcesi

n. doubling, dubbing
Köken: Fransızca

Son eklenenler